Bağlantıları atla

Bir Katılımcının Bakış Açısından: “Bir imam yurttaşlık ve çokkültürlülüğü desteklerse, vahalar yeşerir” 27/11/2019, Strasbourg

İlk olarak şunu söylemeliyim, bu atölye çalışması Türkiye’nin çokkültürlülük bağlamını öğrenebilmem için bir vesilesiydi. Türkiye’de benim bildiğimden daha geniş bir çeşitliliği olduğunu keşfetmek çok ilginçti. 

Katılımcılardan birinin kendi kimliğiyle ilgili paylaştığı düşüncelerini takdir ettim. Bu bana, İle-de-France bölgesinden gelen Fransız bir baba ve Portekiz kökenli Fransız bir anneden Fransa’nın Alsas bölgesinde doğmuş, kendini Erasmus Kuşağı Avrupalı hisseden kendimi ve kafamdaki sor işaretlerini hatırlattı. Hayatımın çoğunda kendimi Fransız olarak tanımlarken, birkaç yıl önce kendimi yeniden tanımlamak ve Portekizli kökenlerimle yeniden bağ kurma ihtiyacını hissetmiştim. Bu yüzden artık kendimi Alsaslı, Fransız, Portekiz ve Avrupalı olarak tanımlıyorum. Tıpkı bahsettiğim bu katılımcı gibi, kendimi hangisiyle daha çok bağdaştırdığımı ya da sıralamasını belirleyemiyorum; kimi günler, başka günlere kıyasla, bir diğer kimliğime daha yakın hissedebiliyorum. Kimliğimizi seçmekte özgür olduğumuz fikrini gerçekten büyüleyici buluyorum. Ancak hatırlıyorum, bu düşüncelerimi ve yeni tanımlamalarımı ailemin Portekizli tarafındaki bazı aile fertlerinin anlaması zor olmuştu. Dili konuşmadan kendimi nasıl Portekizli olarak tanımlayabileceğimi anlamadılar (lisedeyken fırsatım olduğu halde öğrenmeyi seçmemiştim); o ülkede yaşamamıştım, “kültürel alışkanlıklar ya da ritüelleri” bilmiyordum, örneğin. Kimliğin gerçekten çok kişisel bir mesele olduğunu ve hepimizin bununla ilgili farklı bir tutumunun olduğunu gördüm.

Sınırların Ötesi ve Ayrımcılık

Hem dinin hem de etnik kökenin siyaset tarafından bir araç olarak kullanılması oldukça eleştirildi ve katılımcılar, bu tür manipülasyonlardan kurtulduklarında toplulukların daha iyi ve barış içinde yaşayabilecekleri konusunda uzlaşı sağladı. Bunun için jeopolitik eğitimin yanı sıra siyasi ve medya manipülasyonu için de eğitim önerdiler. Ebeveynlerin sağladığı eğitim de etkili bir rol oynamakta: gruplar arasında güvensizliğin oluşmasına neden olmasına veya güvensizliği teşvik etme konusunda rolü büyük. Gençlerin jeopolitik ve kültürlerarası eğitimler alması gereklidir. Eğitim, örneğin Strazburg veya Budapeşte’deki Avrupa Gençlik Merkezlerinde yürütülen Avrupa programları ve faaliyetleri aracılığıyla mümkündür. En iyisi, kültürlerarası bağlamlarda büyümeyi teşvik etmek ve başarmak olacaktır; çünkü bu deneyime sahip katılımcılardan bazıları bu ilişkiler için daha iyi donanımlı ve bu konuda “doğal” oldukları gözlemlemiştir. Kültürlerarasılık aslında İngilizce, Fransızca, Çince ve diğerleri gibi öğrenilebilecek bir dil olsaydı? 

Bir imam yurttaşlık ve çokkültürlülüğü desteklerse, vahalar yeşerir 

Özellikle, öğleden sonra, Mustapha El Hamdani ve aynı zamanda bölgesel başkan tarafından 2016 yılında Ulusal Liyakat Nişanı alan ve eğitimci olan İmam Saliou Faye tarafından temsil edilen CALIMA Derneği’nin etkinliklerinden keyif aldım. Her iki konuşmacı da demokratik bir cumhuriyette kültürlerarası diyalog ve ilişkilerin temeli olan özgürlük, eşitlik, kardeşlik, hoşgörü, dayanışma ve benzer ilkeleri ortak değerler olarak önerdi ve savundu. Milliyetçiliğin yükselişi hakkında soru alan İmam, insanları birbirine iten söylemlerden ziyade ulusal birlik için ulusal kimliği teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bir gençlik eğitimcisi olarak, bireyleri keşfetmeyi ve kişiliklerini, duygularını ve çeşitli düşünce biçimlerini dikkate almayı, kültürlerarası anlayış ve diyaloğa doğru düşünmelerini ve onlarla çalışmayı tavsiye etmektedir. Özellikle İmam’ın aktif olarak katıldığı ve sunduğu Dinlerarası Bahçe “Karşılaşma Vahası” girişimine değer veriyorum. İlk başta tepkilere maruz kalsa, bu bahçede herkesin dolaşması veya meditasyon yapması, başkalarıyla fikir alışverişlerinde bulunması veya bahçecilik yapmasının yanı sıra, ortak değerler ve ilkeleri tartışırken ve paylaşırken dinler hakkında farkındalık yaratmak için halka (ve özellikle gençlere) açık bir yer sağlanması, şehir ve mahallelere değerli bir katkı sağlamaktadır. Ramazanda çeşitli kökenlerden ve dinlerden sakinlerle birlikte iftar yapılması artık Bahçe’nin önemli etkinliklerinden biri olmuştur. Bana göre bu bahçe, kültürlerarası ilişkilerin ne olması gerektiği konusunda da iyi bir metafor: barışçıl, temel sağlamlaştıran, heyecan verici ve verimli. Ruhu aslında bir şair olan İmam, bizimle Vatandaşlık ve Barışa Övgü eserini paylaştı. Boş zamanlarında belki de müzik ile uğraşan İmam, müzikal bir metafor aracılığıyla bize kültürlerarasılığı hatırlattı: “dünya müziği konseri vermek isteseydik, dünyanın her bir köşesinden enstrümanların sahnede olması gerekirdi”. Filozof da olması nedeniyle, kültürlerarası diyalog için çalışırken hissedilen hayal kırıklıklarına cevabı ise şöyle olmuştur: “Nehrin çağlaması için damlaların sürekliliğine ihtiyaç vardır”. 

Yorum Bırakın

Close Bitnami banner
Bitnami