Bağlantıları atla

“Bir Arada Yaşam: Beraber Mümkün” 24 Şubat 2020, İzmir

Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı) ve Sivil Sayfalar tarafından düzenlenen, Avrupa Birliği tarafından desteklenen “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Çok kültürlülük Yaklaşımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında hayata geçirilen “Bir Arada Yaşam: Beraber Mümkün” başlıklı etkinlik serisinin son buluşması için 24 Şubat 2020 tarihinde İzmir’de toplanıldı.

Gün, Proje Koordinatörü Rumeysa Çamdereli’nin projeye ve YADA Vakfı’nın çalışmalarına dair kısa bilgiler verdiği, toplantı gündemini ve mutabakatını anlattığı açılış ile başladı. Duvara yapıştırılan dev poster üzerinde katılımcıların kurumlarına dair bazı soruları cevaplaması istendi. Bu cevaplar üzerinden her katılımcı tek tek kendi kurumundan ve faaliyetlerinden bahsetti, yöneltilen soruları yanıtladı. 

Yeniden çember düzenine geçildiğinde, katılımcıların bir arada yaşama dair tahayyüllerini anlayabilmek ve bu tanımları birbirimizle paylaşabilmek için çemberin ortasına karton parçaları ve kalemler bırakıldı. Bütün katılımcılardan kendi tahayyüllerini ve fikirlerini yazarak, herhangi bir düzen olmadan zemine yerleştirmeleri istendi ve katılımcılar, zeminde oluşan tematik şablon son halini alana kadar değiştirilebilmesi için serbest bırakıldı. Birbirimizin fikirlerini etkilememek için bu kısım konuşmadan gerçekleştirildi. Bütün katılımcılar şablonun son halini aldığından hemfikir olduğunda, yazılan fikirler, kavramlar ve tahayyüller üzerine konuşuldu.

Öğleden sonra açık alan teknolojisi uygulandı. Tartışmalarda öne çıkan konulardan yola çıkarak, katılımcılar üzerine konuşmak istedi konuları yine kartonlara yazarak ekibin geri kalanıyla paylaştı. Konu sahipleri, konularıyla birlikte salonun 4 köşesine dağıldı ve diğer katılımcılar hangi konularla ilgili konuşmak, tartışmak ve katkı sunmak isterse o gruba katıldı. Tartışmaların sonucunda, tartışmada bulunan kişilerden gönüllü olanlar ya da konu sahipleri, konuşulanları tüm grupları paylaştı. Bazı başlıklar şu şekildeydi:

Türkiye’deki Suriyeliler ve Hayatları

-Önyargıların oluşmasında rol oynayan çok fazla kirli bilgi olduğu konusunda konuşuldu. Bu kirli bilgiler sonucunda toplumlar birbirinden ayrılabildiği, kirli bilgilerin birçok varyasyonunun olduğu söylendi. Medyanın ayrımcı dil kullanması ve yanlış bilginin çok hızlı yayılması bu önyargıların önüne geçilmesini zorlaştırdığı ve aslında önyargıların aşılmasında medyaya çok şey düştüğü paylaşıldı.

-Sahada çalışanlar, gözlemlerini ve kendi deneyimlerini paylaştı. Örneğin Suriyeli mültecilerin artık Türkiye’de belli sektörlerde önemli bir işgücü oluşturduğu, gitmeleri halinde işverenlerin de işlerinin sekteye uğrayacağı ifade edildi.

-Suriyeliler için Türkiyeli insanların büyük bir kısmının zihninde olan “devlet hazinesi onlar için harcanıyor” görüşünün tersine, Suriyelilerle ilgili yürütülen çalışma ve projelerin tamamına yakınının Türkiye hazinesinden değil yurtdışından gelen kaynaklarla yapıldığı görüşü söylendi.

-Katılımcılardan biri burada yeni bir kültüre doğan yeni nesil Suriyeli çocuklardan bahsetti. Bu çocukların Suriye’ye gitmesi durumunda başına gelecekler konuşuldu. Sonrasında “misafir” kavramının apolitik olduğu üzerinde durarak yanlış bir kavram olduğundan ve yanlış şekilde ifade edildiğinden bahsetti. 

-Sahadan örnekler verilirken bir Suriyeli kadın ve onu evlendikleri yönünde kandıran ve ortalıktan kaybolan Türk bir erkek hakkında bir hikaye anlatıldı. Kadına yardım etmeye çalışırlarken yalan tercüme yapan bir tercüman ve kadının hamile olmasından bahsetti. Hikayenin aslında açıklığa ulaştığını belirttikten sonra bahsi geçen erkeğin aslında Çadırkent’te çalıştı ve Çadırkent nikahı isimli bir olayın Suriyelileri kandırmak için döndüğünü söyledi. Oradaki bazı yetkili erkeklerin kadınlara ‘senin işini daha çabuk çözelim’ vaadiyle normalde evli olmalarına rağmen Suriyeli kadınları kandırdığı ve kendi çıkarları yönünde kullandığının anlaşıldığı ifade edildi. 

-Türkiye’deki Suriyelilerin Türkçe öğrenmesi ve kültüre entegre olmasından bahsedilirken Suriyelilerin kendi dilini ve kültürünü unutmasının üzerine tartışıldı. Arapça konuşmalarına rağmen bazılarının Arapça yazma ve okumayı bilmemesinden bahsedildi. 

Eğitimde ‘Kaynaştırma Öğrencisi’

-Kaynaştırma öğrencisi kavramı ve yönetmeliklerdeki sistemsel sıkıntılar üzerine konuşuldu. Gruptaki öğretim deneyimi olan katılımcılar, 40 kişilik bir sınıfta 2 kaynaştırma öğrencisine ne denli destek olunabileceğinin hayal edilmesini istedi. Bu konuda mevcut sistemde öğretmenlere çok şey düştüğü, eğer öğretmenler almaları gerekenden daha fazla sorumluluk alarak ve ekstra çaba göstererek bu öğrenciler için bir şey yapmak istemezse, sistemin gerekliliklerinin yetersiz olduğu söylendi.  

-Engellilerin örgün eğitimde göz ardı edildiğinden ve bu nedenle aslında kapasiteleri varken o sınıflarda yitip gittiklerinden bahsedildi. Hukuk okuyabilecek kapasitede bir çocuğun okuma yazmayı bile tamamen öğrenemediğinden söz edildi. Okulların ayrı olması gerektiğini savunan bir katılımcı, engellilerin özel eğitim aldıklarında istedikleri üniversitelere girip meslek sahibi olabildiğini; bu eğitimden mahrum kaldıklarında ise ancak niteliksiz liselerden mezun olabilecek seviyeye geldiklerini söyledi. 

LGBTİ ve Sosyal Hayat

-Seks işçilerinin, LGBTİ bireylerin toplumsal hayatta yer edinemediklerinden; hayatlarında maruz kaldıkları intihara zorlama, cinayet, ataerkil yapı, hakaretler gibi konulardan bahsedildi. Konuyla ilgili mücadele yöntemleri olarak kamuoyu yaratmaktan, yönetimlerde söz edilmekten, toplumsal cinsiyet ve LGBTİ eğitimlerinden bahsedildi. 

-LGBTİ ve istihdam, işveren ilişkisinden bahsedildi. Sadece LGBTİ bireyleri çalıştıran şirket ve sektörler olduğu ve LGBTİ bireylerin mecbur oldukları için oralarda çalıştığı, sektör yelpazesinin arttırılması gerektiği söylendi. 

Yorum Bırakın

Close Bitnami banner
Bitnami